reklam
reklam
DOLAR 32,1905 % 0.09
EURO 34,9902 % 0
STERLIN 40,9728 % 0.05
FRANG 35,3424 % 0.1
ALTIN 2.499,22 % -0,16
BITCOIN 69.864,59 -1.705

Dramalılar Derneği Kitap Bağışında Bulundu.

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi :
Dramalılar Derneği Kitap Bağışında Bulundu.
reklam

Düğüncübaşı Ortaokulu tarafından öğrencilerin kitap okuma alışkanlığı kazanması maksadıyla başlatılan kitap bağışlama kampanyasına Dramalılar Derneği destek verdi.

Düğüncübaşı Dramalılar Derneği de başlatılan kampanyaya bağışta bulunarak destek oldu.

Dramalılar Derneği tarafından 120 adet kitap okulun tüm öğrencilerine karne gününde dağıtılmak üzere Okul Müdürü Yusuf Evrensel’e teslim edildi. Düğüncübaşı Dramalılar Derneği Başkanı Elmas Dursun yaptığı açıklamada “Bir öğrencimize bile okuma alışkanlığı kazandırmak bizim başarımız olacaktır. Sizlerin de evinizde bulunan öykü ve roman kitaplarını okulumuza göndermenizi tavsiye ederim” dedi.

 

Kitap Okuma Alışkanlığı Kazanmanın Önemi Nedir?

 

Okuma, dil kurallarına uyularak oluşturulmuş yazılı iletileri duyu organları yoluyla algılayıp kavrama, anlamlandırma, yorumlama, düşünce yürütme ve yargıya varma evrelerinden oluşan bütün bir süreçtir. Bu bakımdan okuma duyu organlarının ortaklaşa yaptığı bir etkinliktir. Kuşkusuz bilgi sahibi olmanın gezme, eğitim programlarına katılma ve televizyon izleme gibi çok çeşitli yolları vardır. Ancak bilgi sağlamanın dışında farklı birtakım kazanımlara da yol açması nedeniyle okuma bu yöntemlerin en etkili ve verimli olanıdır. Okuma bireyin bilgi edinebilmesi ve öğrenmesi sağlar. Okuma, bireyin dil kullanım becerisini artıran, daha derin düşünmesi ve dolayısıyla daha doğru kararlar alabilmesi için gereksinim duyulan önemli bir araçtır. Okuma, bireysel bir faaliyettir. Ancak okumanın, toplumun olayları daha rasyonel biçimde yönetebilmesini sağlamak gibi toplumsal bir işlevi de vardır. Okuma, sürekli öğrenme ve dolayısıyla zaman içinde doğan gereksinimleri karşılama yöntemlerinin önemlileri arasında yer alır. Bu bakımdan okuma eylemi, yalnızca zaman içinde doğan bilgi gereksinimini karşılamak için yapılan ‘süreksiz okuma’ ve temel bir yaşamsal gereksinim bağlamında yapılan ‘sürekli okuma’ şeklinde iki tür altında sınıflandırılabilir. Örneğin her gün belli bir sürede yapılan okuma sürekli okuma türünü ifade ederken, çevreden alınan bir uyarı sonucunda yapılan ve periyodik olmayan okuma ise süreksiz okuma türü içinde yer almaktadır. Aynı zamanda okuma, okunan materyalin türüne göre de farklılıklar gösterebilmektedir. Her birey kendi eğilimine göre basılı ya da elektronik kaynaklar, kitap ya da süreli yayınlar gibi yayın türlerinden bilimsel ya da popüler konulara kadar çok çeşitli yayın ve konu türünü tercih edebilmektedir. Bu nedenle okunan yayının türü ve konusu, okuma eyleminin gelişmesinde rolü olan ve bu olgunun değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gereken etkenlerden biridir. Herhangi bir konu hakkında ortaya konan her farklı görüşün eşit oranda alınması ve doğru karara bu görüşlerin sentezlenerek varılması, karar alma yönteminin özünü oluşturur. Karar alma sürecinde olduğu gibi okuma eyleminin niteliği de yararlanılan yayın türüne ve alınan görüşlerin farklılığına bağlı olarak farklılaşır. Örneğin benzer kaynak ve benzer görüşlerden yararlanılarak sürdürülen okuma, bireyin her alanda tek yönlü hareket etmesine neden olur. Bu nedenle doğru okuma alışkanlığına, farklı yayın türlerinden ve farklı görüşlerden beslenilerek sahip olunmalıdır. Okuma eylemi ile varılması gereken amaçlardan biri ve aynı zamanda söz konusu eylemin sürekli ve düzenli olarak sürdürülmesinin sonucu olarak ortaya çıkan bir başka beceri ise ‘eleştirel okuma’dır. Eleştirel okuma bireyin sahip olduğu bilgi birikimi ile okuduğu konuyu sınama ve değerlendirmesidir. Eleştirel okuma, herhangi bir güncel olayı yüzeysel olarak okumaktan çok farklı bir eylemdir. Eleştirel okuma, okuma işlevinin büyük bir istek ve ilgi ile sürdürülmesini, tam olarak anlayabilmek için gerektiğinde yeniden okunmasını ve yazıda geçen olgu ve düşüncelerin dikkatle izlenmesini gerektirir. Eleştirel okuma davranışı bireyin hangi kelime ve cümlelerin ne anlama geldiğini özenle takip ederek daha dikkatli düşünmesine yol açmakta ve bu durum, okuduğu konuyu daha geniş bir bakış açısıyla ele almasını sağlamaktadır. Dolayısıyla okuduğu metni eleştirel bir gözle okuyan birey, zihnini sürekli olarak yoklama ve canlı tutma becerisine de sahip olur. Bireyin eleştirel okuma yetisine sahip olabilmesi için öncelikle etkin okuma becerisine sahip olması zorunludur. Etkin okuma, okuma eylemi sırasında bireyin fiziksel ve ruhsal olarak okuma atmosferini etkin bir şekilde yaşamasını ifade etmektedir. Etkin okuma, bireyin okuma sürecini sürekli olarak belli bir bilinç ve algı düzeyi üzerinde tutarak sürdürmesini ifade eder. Bireyin eleştirel bir yaklaşımla okuma yapabilmesi için, fiziksel ve ruhsal olarak okuma eylemine uygun şartlar içinde bulunması gerekmektedir. Okurken, anlamayı, düşünmeyi ve yorumlamayı engelleyen dış etkenlerden uzak durulması etkin okumanın gereklerinden biridir. Örneğin okuma eylemi sırasında müzik dinlemek ya da televizyon programına göz atmak bu engellerdendir. Benzer şekilde etkin okumayı engelleyen en yaygın sorunlardan biri de okuma sırasında başka düşüncelere dalarak okunan konunun özünden uzaklaşmaktır. Bu sorunları ortadan kaldırmanın yolu okuma eyleminin sessiz bir yerde ve uygun ergonomik koşullar içinde sürdürülmesini sağlamaktır. Okuma alışkanlığı okuma eylemine olan eğilimin yansımasıdır ve her eğilimin derinliği söz konusu eğilime ne kadar erken çağlarda başlandığına bağlı olarak farklılıklar gösterir. Bireysel alışkanlıkların güçlü olmasını sağlayan en önemli etken alışkanlığa yapılan eğilimin erken yaşlarda başlamasıdır. Okuma alışkanlığının da ilerleyen yaşlarda kalıcı olabilmesi için erken yaşlarda kazanılması önemlidir. Bu nedenle bireyin okuma alışkanı olmasında iki kurumun önemli görevleri vardır. Bunlardan ilki aile, ikincisi ise kütüphanelerin de içinde bulunduğu eğitim kurumlarıdır. Küçük yaşlardaki çocuklar öncelikle ebeveyn ve öğretmen, daha genel olarak aile büyükleri, yakınları ve kütüphaneciler gibi yaşam alanlarının içinde olan kişileri kendilerine örnek alırlar. Bu nedenle okuyan ve okumaya teşvik eden ebeveynin, öğretmenlerin, kütüphanecilerin ve çocuğun çevresinde bulunan diğer kişilerin, okuma alışkanlığı yüksek bir toplum yaratmada önemli rolleri bulunmaktadır. Dolayısıyla okumayan bir ailenin ya da öğretmenin çocuklara okumaları konusunda telkinde bulunması inandırıcı olmayacaktır. 

 

Haber/Kaynak: Sınırkent