reklam
reklam
DOLAR 32,5417 % 0.07
EURO 34,9592 % 0.17
STERLIN 41,4490 % 0.25
FRANG 36,7936 % 0.01
ALTIN 2.437,84 % 0,10
BITCOIN 65.536,01 -0.046

Fotoğrafın Eksik Parçası

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi :
reklam

Yaşanmış Hikayeler Köşemizde bugün Gizem Özdemir'in hikayesine kulak veriyoruz

Sizlerle paylaşmak istediğim anıya
nasıl giriş yapsam bilemedim. En mutlu anlarımdan ya da en unutamadığım
anlardan birini sizinle paylaşmak istiyorum dersem İzmit’teki ikinci ailemle
geçirdiğim her anı sizinle paylaşmam gerekir.

Pandemi yüzünden hayatımın en güzel
zamanlarını geçirdiğim insanlardan ve hayatımın en güzel anlarını geçirdiğim
şehirden sadece üç haftalığına ayrıldığımı sanıyordum. Arkadaşlarımla
vedalaşırken kısa bir süre sonra tekrar bir araya geleceğiniz düşündeşiyle
ayrıldık ve maalesef o zamandan sonra sadece iki kere bir araya gelebildik.
Pandemi sürecinde evde kaldığımız zamanlarda herkes eğlendiği günlerde
çekildiği fotoğraflara bakıp içlendi. Benim dönüp dönüp baktığım tek bir
fotoğraf vardı. Hepimizin doğal haliyle fotoğraf karesine girmeye çalıştığı
anda habersiz çekilmiş, gülen gözleri barındıran bu fotoğraf. Sizinle bu
fotoğrafın hikayesini paylaşmak istiyorum.

2019 yılının Ekim ya da Kasım
aylarıydı. İzmit’te bizi ziyaret etmek için ortak bir arkadaşımız gelmişti.
Şehrin gezdirilebilecek çok bir yeri olmadığı için misafirlerimizi çeşitli
yerlere götürüyorduk. Misafirimizin son gününde gezmekten yorgun düşüp evin
farklı köşelerine yığılmıştık. Hiç beklemediğimiz bir anda bir ses yükseldi.
Ben mutfakta bir şeylerle uğraştığım için ne olduğunu anlamak için salona
koştum. Ses tabi ki de arkadaş grubumuzun en deli dolu ve evde durmayı hiç
sevmeyen kişisi Betül’den geliyordu. Herkesin odasına gidip,  “Of çok sıkıldım. Hadi kalkın” diyerek
kolundan salona sürüklüyordu. Dışarı çıkmaya mecalimiz olmadığı için onu evde
bir şeyler yaparak oyalamaya çalıştık ama maalesef başarısız olduk. Kendimizi
birden hazırlamış kapının önünde dışarı çıkmaya hazır bir şekilde bulduk. Her
zaman olduğu gibi kazanan yine o olmuştu.

Caddede yürürken dışarıdan görünen
halimiz anne babalarımızın zamanında oynayan gençlik dizilerini andırıyordu.
Yolda yürürken birbirimizi kovalıyorduk, insanların bize nasıl baktığını ya da
bizim hakkımızda ne düşündüğünü önemsemeden istediğimiz gibi davranıyorduk.
Yürümekten sıkıldığımızda nereye gitsek diye düşünmeye karar verdik. Birden
aklımıza koskoca şehirde beraber gitmediğimiz tek bir olduğu geldi. Hep beraber
fuar alanında bulunan lunaparka gittik. Lunaparkta ben ve panik atağım için
tehlikeli oyuncaklar olduğu için onları kenardan izlemeye karar verdim. Dönme
dolaba binmeye cesaret edemeyen üç kişi olarak, dört cesur yürek arkadaşımızın
dönme dolaptan inmesini bekliyorduk.

O sırada lunaparkın çocuklar için
tasarlanmış kısmına gittik. Arkadaşlarım birden bana bakıp gülmeye başladırlar
ama neden olduğunu anlamadım. Sağıma soluma bakınıyordum ama gülünecek bir şey
bulamıyordum. Etrafımıza biraz daha dikkatli bakınca çocuklar için konan
oyuncakların yanında boy sınırı tabelası olduğunu gördüm. Boyum diğer kızlardan
daha kısa olduğu için benimle sürekli dalga geçiyorlardı. Art niyetli
olmadıklarını bildiğim için bende bu durumu tiye almaya başlamıştım. Kızların
esprisine dahil olmak için tabelaya sarılıp, 
poz verdim. Fotoğrafım çekilirken de boyu boyuma olan tek şey diyerek
güldüm.

Dönme dolaptaki arkadaşlarımızın da
bize katılmasıyla çıkışa doğru yöneldik. Son anda atlıkarıncanın bu dünyadaki
en güzel fotoğraf karelerinin bir parçası olduğunu hatırlayıp atlıkarıncanın
önünde fotoğraf çekilmeye karar verdik. Fotoğraf makinemle ile herkesi fotoğraf
çektim. Hepimizin birbiri ile fotoğrafı vardı ama fotoğraflarda eksik olan bir
şey vardı.  Yanımızdan geçen birinden
bizi çekmesini rica ettik ama hala fotoğraflarda bir eksik vardı. Daha sonra
telefondan fotoğraf çekilme karar verdik. Fotoğraf çekilmekten sıkılınca
lunaparktan çıktık. Günlük rutinimize uyarak alışverişimizi yapıp yemek yapmaya
koyulduk. Misafirimizle son akşamımız olduğu için ona özel bir masa hazırladık.
O masa sabaha kadar kurulu kaldı. Saatlerce sohbet ettik.

Hafızamda kalan her özel hatırada
olduğu gözlerimi ne zaman kapatsam aklıma o gün geliyor. Bakıldığı zaman ekstra
yaptığımız ya da başımıza gelen bir olay yok. Ama o gün eğlenirken
hissettiklerim, güne sevdiğim insanlarla başlayıp, günü onlarla bitirmek, hep
birlikte bir emek verip masa kurmak o masanın etrafında saatlerce sohbet etmek.
Bunun gibi güzel ve değerli anlar yaşadığımız en özel ve en güzel anlar.

Bu fotoğrafın benim için neden bu
kadar özel olduğu konusuna gelecek olursam; pandemi döneminde geçirdiğim güzel
anlarda uzakta, ailemin yanında da olsa yalnız hissettiğim anların birinde
fotoğraf makinemdeki fotoğraflara bakarken bu kareyi gördüm. Çektiğim bütün
fotoğraflarda eksik olduğunu düşündüğüm şey işte bu karedeydi. Eksik olan şey
ise, bir bütünü tamamlamamızdı. Birbirimizi bir puzzle parçası gibi
tamamlamıştık. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, bu fotoğrafın çekildiği
anda kendi aramızda konuştuklarımızı, uzun boylu olanların kadraja sığmak için
dizlerini büktüklerini ve doğrulurken acı çektiklerini  ve en önemlisi kendi seçimim olan ikinci
ailemin dünyadaki en büyük sanışım olduğunu asla unutmayacağım. 

Haber/Kaynak: Sınırkent