reklam
reklam
DOLAR 32,7934 % -0.01
EURO 35,2244 % -0.15
STERLIN 41,7316 % -0.01
FRANG 36,8755 % 0
ALTIN 2.446,04 % 0,03
BITCOIN 65.730,14 -1.155

“Kuru Ekmek Yiyen Bir Kadının Oğluyum”

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi :
reklam

AGD Kırklareli Üniversite Komisyonu, paylaşımlarını sürdürüyor.

Anadolu Gençlik Derneği Üniversite Komisyonu tarafından her
hafta düzenli olarak belirli konularda paylaşımlarda bulunuyor. AGD Kırklareli
Üniversite Komisyonu yapılan paylaşımları Kırklarelili üniversite öğrencilerine
iletiyor. Bu hafta AGD Kırklareli Üniversite Komisyonu tarafından yapılan
paylaşımda Hz. Muhammed’den bahsetti. AGD Kırklareli Üniversite Komisyonunca
paylaşılan yazıda şu ifadelere yer aldı;

“Liderimiz, Önderimiz, Rehberimiz, Alemlere Rahmet Peygamber
Efendimiz (sav), yumuşak huylu ve tevazu sahibiydi. İnsanların kusurlarını
araştırmaz, araştırılmasına da niza göstermezdi.

İnsanların hatalarını yüzlerine vurmaz, bunun yerine halk
şöyle davranıyor diye başlar ve doğru davranış modelini anlatırdı.

Hazreti Peygamber merhametli ve hoş görü sahibiydi. Uhud'da
Müslümanların üzerine kılıçlar yağarken, "Ya Rabbi bu insanları affet
çünkü onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar" diye dua etmişti. Efendimiz,
insanlara karşı kişisel bir öfkesi olmazdı. Onun davası İslam’dı. O yüzden
kendisine en büyük düşmanlığı yapanları dahi affetmiş ve onların hidayeti için
duada bulunmuştu.

Hazreti Peygamber son derece alçakgönüllüydü. Evine
geldiğinde ayakkabılarını yamar, giysilerini tamir eder ve eşlerine yardımcı
olurdu. Bir gün huzuruna titreyerek gelen bir adama şöyle demişti: Titreme ben
kral değilim,

Kuveyt’ten kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum. Ashabina su
tavsiyelerde bulunurdu: "Hristiyanların Hz. İsa'ya aşırı derecede
methettikleri gibi siz de beni methetmede ileri gitmeyin. Ben Allah’ın kuluyum.
Benim hakkımda, "Allah’ın kulu ve Resulü deyin.

Hazreti Peygamber, çocuklara ve yaşlılara selam verir hal
hatır sorardı. Sahabesi ile oturup konuşur, bu konuda; hür, köle, zengin,
yoksul ayrımı yapmaz ve herkesin sıkıntılarını dinlerdi, insanlarla
karşılaştığında kendisine selam verilmesini beklemez kendisi selam verirdi.
Sahabesi ile karşılaştığında musafaha yapar ve hal hatır sorardı.

Hazreti Peygamber, halkın sorunlarını dinler ve ihtiyacı
olanın ihtiyacını gidermeye çalışırdı, Hazreti Peygamberin evinde saklanmak üzere
kaldırılmış bir şey olmazdı. İhtiyaç sahibi bir şey istediğinde varsa evinden
verir yoksa ödünç alıp verirdi. Hazreti Peygamber misafirlere kendisi hizmet
ederdi. Habeş kralı tarafından bir heyet gönderilmişti de onlara kendisi hizmet
etmişti. Bunun üzerine sahabe, "Ey Allah'in Resulü, bırakın biz hizmet
edelim" demişlerdi. Bunun üzerine

Hazreti Peygamber, "Bunlar bizim ashabimiza ikram
ettiler. İlk muhacirleri hoş karşıladılar. Ben onlara bunun karşılığını  bizzat vermek isterim" buyurmuştu.

Hazreti Peygamber, doğru sözlü ve güvenilir biriydi. İslam’a
karşı en büyük savaş açan Mekke müşrikleri dahi onun güvenilirliğini ifade
ediyorlardı. Hatta Hazreti Peygambere güvendikleri için en değerli peylerini
ona emanet ederlerdi. O da Mekke'den hicret ederken bu emanetleri sahiplerine
vermek üzere Hazreti Ali’yi görevlendirmişti.

Hazreti Peygamber, insanlara değer verirdi. Komşularına
yardımcı olur, hasta olduklarında ziyaretlerine gider, ihtiyaçları varsa
yardımcı olurdu. İnsanlarla konuşurken yüzlerine bakar ve o kişi başını
çevirmeden kendisi çevirmezdi.

Rasulullah efendimiz bu şekilde bizlere, yani ümmetine bir
Müslümanın nasıl olması, nasıl yaşaması gerektiğini gösterirdi. Bizlerden de
kendisine tam teslim olmamızı, onu anamızdan, babamızdan ve mallarımızdan daha
çok sevmenizi isterdi. Buradan bizlerde Rasulullah'in (s.a.v.) ashabi gibi
haykırıyoruz.

Anamız babamız sana feda olsun ya Rasulullah!”

 

Haber/Kaynak: Sınırkent